İş Hukuku

İşten çıkarma, kıdem ve ihbar: işveren ile işçi açısından kritik süreler

İş sözleşmesinin feshinde asıl mesele “neden” ve “usul”dür. Geçerli veya haklı nedenle fesih ayrımı, hem kıdem/ihbar hakkını hem işe iade davasının kaderini belirler. Sözlü, gerekçesiz veya acele bir fesih, işveren için pahalı; işçi için ise ispatı zor bir süreç üretir.

4857 sayılı İş Kanunu’nda kıdem tazminatı, bir yılını dolduran işçinin belirli fesih hallerinde gündeme gelir. İhbar tazminatı ise bildirim sürelerine uyulmamasının karşılığıdır. Hesaplamada giydirilmiş ücret, fazla mesai ve prim kalemlerinin dahil edilip edilmeyeceği sıkça uyuşmazlık konusudur.

İşe iade davası, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde ve belirsiz süreli sözleşmelerde, fesih tebliğinden itibaren bir aylık hak düşürücü süreye tabidir. Bu sürenin kaçırılması, çoğu zaman davanın esastan değil süreden düşmesi demektir. Arabuluculuk, dava şartıdır.

İş kazası, fazla mesai, yıllık izin ücreti ve mobbing iddiaları çoğu dosyada feshin yanına eklenir. Bordro, puantaj, e-posta ve tanık beyanı bu kalemlerde belirleyicidir. “Kayıt dışı” çalışma iddiası ise hem işçi hem işveren yönünden ayrı bir risk katmanı açar.

İşveren tarafında doğru kurulan bir fesih dosyası: yazılı savunma alma, tutanak, eşit işlem borcuna uygunluk ve tutarlı gerekçe. İşçi tarafında ise sürelerin takibi, arabuluculuk tutanağının içeriği ve talep kalemlerinin netleştirilmesi öne çıkar.

Başkır Hukuk, fesih süreçlerinde hem işçi hem işveren müvekkillerine danışmanlık ve dava takibi sunar. Yazı genel niteliktedir; her somut olay kendi deliline göre değerlendirilir.

Bu konuda danışın

Hemen Yazın